29 Ekim 2011 Cumartesi

beyrut sokakları

tavuğun malak hali

in cage

?
kadın her yerde kadın, erkek her yerde erkek..



esso... tango takes two..
v for vendetta
ruhum baykuş..

üç kafadarlar ..

night life


free

25 Ağustos 2011 Perşembe

kayalı dam ve polente'de gün batımı ..


bozcaada,tenedos

Bozcaadam, beni hep yağmurla karşılar. Geceyi fırtınalar, şimşekler ve tanrı Zeus'un şiddeti eşliğinde , kah otobüste kah arabada geçirir, günün ilk ışıklarıyla Geyikli'ye ulaşırım. Bu bile kendi başına bir rutin tıpkı Bozcaada ziyaretlerimin  rutinliği gibi.
Güzel ,serin ve yağışlı bir gece yola koyulduk . Bozcaada'ya doğru. 4 kişiydik. Birimizin bağ içindeki evinde kalacaktık. Rüzgarın, börtü ve böceğin, tabiat ananın sesleriyle dinlenilecek bir kaç gün. tam bir izolasyon. sınırların belli olduğu. Bazı şeyleri daha da zorlamanın anlamsız olduğu,"dur"un biraz da başka güçlerce konduğu bir  yaşam hali.  düşüncelerin bile sustuğu bir hal..
Kekik, lavanta ve sarı kantaronlar arasında dolaşıp, rüzgarın getirdiği iğde kokularına karışan iyot kokusunu
acil durumlar için ciğerlerimin en uç, en kuytu noktalarına kadar çekerek  geçireceğim bir kaç gün..

Bozcaada'yı bu sefer bölgede uzun süre yaşamış, bir çok evin restorasyonunda bulunmuş, bahçe düzenlemelerini bölgenin gerçek bitki örtüsüne uygun şekilde yapmış sevgili  mimar arkadaşım ile gezdik.
Yapılan onca şeye, konulmuş kurallara rağmen TOKİ'lerden nasibini bir miktar almış canım adam. Naylon poşet kullanımının yasaklandığı , fileler ve kese kağıtlarının hüküm sürdüğü, üzümün , şarabın ve rüzgarın adası.

Bir bu ada bir ötekisi . Tenedos ile Imroz birbirine aşık ama kavuşamamış iki adacık gibi duruyor. Ya öteki adalar!Kuzenler, yeğenler, halalar, teyzeler, enişteler vs..gibi zamanın hışmına uğramış, hoyratça Ege'ye dağılmış  maaile mensupları...Bir gün hepinizi gezeceğim ve size uzak akrabalarınızdan haberler getireceğim..

yolda

begonvillizm, hastasıyım..
kayalı dam

eski dostlar

can kurtaran

11 Mayıs 2011 Çarşamba

cihangir aslinda sehrin en yalnizlarinin ve boyle olduklarindan dolayi cok da mutluymus gibi yapanlarin mekanidir. semtin sokaklarina yayilmis turlu turlu cafeler, kendine moduyla en uyumlu musteri kitlesini baglamistir, mudavimi etmistir onlari. cafelerin sanki ruhu vardir . zaten oyle olmayanlari tez zamanda yok olup giderler.
cihangirli cogunlukla temelde mudavim olsa da belli basli cafelerine, yenilere sans tanir, eslikcilerine, kendi ruh haline, gidilen saate ve hatta havanin durumuna gore. gidilecek mekan bakarsin hoop degisiverir.
cihangirli yalnizligini, etrafindaki yalnizlar ve yan masalardaki bolca muhalif olan sohbetlerle gidermeye calisir. her ne kadar cafelerinde tek basina ya da kalabaliklar halinde kadinlari ve gey dostlarinmizi cokca gorsek de cihangir disi degil tam aksine maskulen bir semttir.
yasayani rahat ettiren havasiyla biraz vurdumduymaz, biraz gizemli, biraz endiseli, biraz ciddidir cihangir. taskinlik cok sevilmez semt halkinca ancak sinirlar rijit degildir cihangirde.
icinde olani bagrina basar ama disardan geleni basbayagi dislar cihangir.

cihangirde olan biteni orda uzun sure yasayarak ogrenebilirsin zaten de .yavasca , silik silik, azar azar..
budur iste insani icerden biri yapan ..