Güzel ,serin ve yağışlı bir gece yola koyulduk . Bozcaada'ya doğru. 4 kişiydik. Birimizin bağ içindeki evinde kalacaktık. Rüzgarın, börtü ve böceğin, tabiat ananın sesleriyle dinlenilecek bir kaç gün. tam bir izolasyon. sınırların belli olduğu. Bazı şeyleri daha da zorlamanın anlamsız olduğu,"dur"un biraz da başka güçlerce konduğu bir yaşam hali. düşüncelerin bile sustuğu bir hal..
Kekik, lavanta ve sarı kantaronlar arasında dolaşıp, rüzgarın getirdiği iğde kokularına karışan iyot kokusunu
acil durumlar için ciğerlerimin en uç, en kuytu noktalarına kadar çekerek geçireceğim bir kaç gün..
Bozcaada'yı bu sefer bölgede uzun süre yaşamış, bir çok evin restorasyonunda bulunmuş, bahçe düzenlemelerini bölgenin gerçek bitki örtüsüne uygun şekilde yapmış sevgili mimar arkadaşım ile gezdik.
Yapılan onca şeye, konulmuş kurallara rağmen TOKİ'lerden nasibini bir miktar almış canım adam. Naylon poşet kullanımının yasaklandığı , fileler ve kese kağıtlarının hüküm sürdüğü, üzümün , şarabın ve rüzgarın adası.
Bir bu ada bir ötekisi . Tenedos ile Imroz birbirine aşık ama kavuşamamış iki adacık gibi duruyor. Ya öteki adalar!Kuzenler, yeğenler, halalar, teyzeler, enişteler vs..gibi zamanın hışmına uğramış, hoyratça Ege'ye dağılmış maaile mensupları...Bir gün hepinizi gezeceğim ve size uzak akrabalarınızdan haberler getireceğim..
![]() |
| yolda |
![]() |
| begonvillizm, hastasıyım.. |
![]() |
| kayalı dam |
![]() |
| eski dostlar |
![]() |
| can kurtaran |





burası Can'dır. Ataol şarapları ilaçtı. Kaç sene oldu gitmeyeli. Her sene "bu sene gidecem bozcaadaya" dememe rağmen... Ama bu sefer kesin gidecem.
YanıtlaSilGüzel yazmışın.