13 Ekim 2010 Çarşamba

aylar sonra yine ben.. ne kadar tembel olduğumu ve kendi kendimi disipline edemediğimi, böylelikle tescillemiş oluyorum di mi? son kayıttan bu yana ne kadar geçti allah bilir. zamanı saymayı bıraktım artık.

evet gelelim neler olduğuna. korkmayın o kadar uzun bir özet olmayacak. siz okumaktan ben yazmaktan sıkılabilirim neticede:)

bu süre içinde 3 kent gezip, deli gibi çalıştım genel olarak.sırasıyla londra,paris ve stockholm..

londra ,ikinci evim: sürprizlerini yine eteklerinde saklayan, 24 saat yaşayan,canlı ve her daim devinim içinde olan bu kente aşığım ben. richmond,kew gardens, big ben, kraliçenin sarayı,regent street ,oxford street, soho, brick lane, hyde park ve londraa.. bu kadar ara vermiş olduğum için kendime epeyce kızdıktan sonra bir de söz verdim: daha sık geleceğim sana sevgili londra.:)

ardından euro starla yapılan yaklaşık 2,5 saatlik bir yolculuktan sonra paris, aşk kenti. ilk gittiğimde buraya bir daha yalnız gitmeyeceğime dair söz vermiştim. sokaklarında, cafelerinde , köprülerinde yürürken kalbim aşk diye atıyor, kulaklarım kendiliğinden fransız chansonlarını duyuyordu. ama sonraki tüm gidişlerim de hep yalnız oldu.verdiğim sözler konusunda muhteşemim gördüğünüz üzere.
ama çok güzel bir restaurant olan , yemekleri dillere destan , andy warhol ve ekürisinin müdavimi olduğu le 404 restaurantının kardeşi diyebileceğimiz, son derece sıcak havası, saat 20.00 de hala gece için hazırlıklarını yapan -aslında profesyonel olan- bir kadroya sahip ancak yabancılardan pek haz etmeyen mürettabatıyla! ve yemek salonunun ortasında yer alan kocaman masa tenisi masası ve bisikleti ile duvarlardaki resim, kitap ve grafikleriyle aklıllarda kalan muhteşem kuzey afrika yemeği servisiyle ünlü restaurantımız en son ve en yeni kazanımlarımdan biri oldu.derriére,69 rue des gravilliers,paris.www.derriere-resto.com

oy nasıl bir cümle bu böyle :)

ardından stockholmun eylül ayında, istanbul aralığını aratmayacak soğuğu ve kasveti geldi. her ne kadar kasvet desek de ben stockholmu severim. onun o biraz sıkıcı durağanlığı, insanı renkli kıyafetlere iten metal grisi ve tabi ki somon balığı:)

sonra mı? sonrası 3 haftalık bir ayrılıktan sonra maslaktaki kübik alanıma geri dönüş ve the same old routine..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder