günlerdir nasıl yorgun hissediyorum . hani böyle yatağa yapışarak yığılsam, bağıra bağıra uyusam hali üzerimde, üzerinize afiyet. nedenler aradım.. en nihayetinde sorumluyu tespit ettim. kadim ve kronik rahatsızlığım kron (Chron's disease). kendimin kendime ettiği kötülüklerin şu anda en babası olup, kısaca içten bir kendimi çökertme durumu. hayır ne yemek adı, ne de türküde geçen yer, çökertme. bir iç savaş bu.öyle ki; ak hücrelerim bana saldırıyor. ben ak hüclerime.onlar sonra yine bana saldırıyor.bağışıklık sistemimdeki kodlama hatası default olarak kendini bünyeme kabul ettirmeye çalışıyor, bünye de onu bedenden atmaya. netice: günlük ortalama 10-15 kez tuvalet ziyareti, zaman zaman ateş yükselmesi, sürekli halsizlik, kilo ve iştah kaybı. hayır sürekli açım bir de. çünkü sevgili sindirim sistemim kendi iç savaşını yürütürken en önemli misyonunu unutmuş, beni beslemeyi bırakmış. üstelik doktorum çalıştığı hastaneden ayrılmış.yeni bir doktorla tanıştık ben ve kronum. tahliller verilecek, daha ileri tetkikler yapılacak ve biz, yani ben ve kronum 2-3 haftalık antibiyotik kürüyle yaşamaya çalışacağız.
hayır ne istiyor bu ak hücreler, bir anlasam ! normalde gerçekleşmesi gereken zaman kasım aralık olan alevlenme
bu sefer biraz daha inatla, biraz daha erken ve biraz daha sinsice girdi günlük yaşamıma.10 gündür belediyeye sıvı üretiyorum habire.. !
neticede bununla yaşamak gerek biliyorum ama ben kendim henüz tam olarak anlamamışken, beni bırak bir çok doktor bile bilemezken ne olup bittiğini bunu bir de çalışma yaşamına, etrafına, eş dost ve sosyal çevrene anlatmak da çok zor. sürekli dinlenme gerekliliğini, bazı gıdaları alamamanı(ki bu zamanla kişisel gözlemle oluşan bir bilgi) sürekli bir karın ağrısıyla ortalıkta dolaşmaya çalışmanı, açlıktan bazen ağlama kıvamına gelip ama bir türlü ne yiyeceğini bilememeni, dahası aslında açken canının bir şey yemek istememesini, gittiğin yerleri tuvalet konforuna göre seçmen gerekliliğini, bazen yoldan geçerken bir cafeye, bir dükkana, bir mağazaya
tuvalet sorma zorunluluğunu ve dahası bunun yarattığı içsel rahatsızlığı, bunun bulaşıcı olmayıp sadece günümüz urban hayatı yaşayan orta sınıf bir genç-orta yaşlının sadece kendini çürütme yollarından biri olduğunu
nasıl anlatabilirsin ki?
hergün aldığın 9 ilacın aslında çok da işe yaramadığı gerçeğine rağmen, belirtileri ve sonuçları pis bir hastalık olan, yakanı hayatın boyunca hiç bırakmayacak bu kron'un bir de ilaçlarının sanırsın altın kaplıymışçasına pahalılığına, yarattığı bu yorgunluk ve bitkinlik hissine, sınavlardan önce çektiğiniz karın ağrısının 5 katının 7/24 çekilmesine ve bir lodosla ve güzelim sonbaharla coşma noktasına gelmesine tepkiliyim sevgili blog okuru.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder